Kültür Sanat


Zonguldak’ta Kültür ve Sanat

-       El Sanatları
Madencilik, dokumacılık ve ağaç işlemeciliği yöreye özgü iş kollarıdır. MÖ 1200'lü yıllarda bölgeye yerleşen Frigler, kırmızı zırnık (kırmızı, turuncu renkli sülfür mineralli, realgar) adlı madeni işleyerek boya ve ilaç olarak kullanmışlardır. Kaynaklarda Sandrake olarak geçen Zonguldak deresi, bu adı söz konusu mineralin adından almıştır. Ağaç oyma işçiliğinde de yetkin olan Friglerin dokuma ürünleri, tarihsel metinlere konu olmuştur. Böylesi bir geçmişi olan dokumacılık ve ağaç işçiliği, ilin hemen hemen her köşesinde görülen el sanatı olmasına karşın, tekstil ve konfeksiyonun gelişmesi, insana yönelik dokuma ürünlerinin (elpek, pelemet bezi, çözme bez, kepre dokuma) endüstrileşmesi, hayvan gücü yerine motorlu taşıtların yaşam içerisinde yer alması, hayvan koşum malzemelerinin (semen, heybe, at çulu, koşum takımları, kolon, yem torbası) ortadan kalkması sonucu olumsuz etkilemiştir.

 
-       Elpek Bezi
Kdz. Ereğli'de “elpek”, Çaycuma'da “pelemet” diğer yerleşim birimlerinde de “çözme bez” olarak bilinen yerel dokuma “düzen” adıl el tezgahlarında keten ve pamuk ipliği ile dokunurdu. İç giyimde kullanılan bu bez yazın serin kışında vücut ısısını tutmasıyla ünlüdür. Günümüzde yöresel nakışlarla süslenerek, yelek, buluz, çanta ve hediyelik eşya biçiminde değerlendirilmektedir.

İnce olarak dokunan bezler başörtüsü (yazma yemeni), kalın ve deseni yollu olan bezler (alacalı bez), sofra, kerevet (sedir) örtüsü ve döşemelik, mavi boyalı (gök bez) bez, erkek pantolonu; çite bezi de kadın şalvarı (dizlik) olarak kullanılan yaygın dokuma ürünleridir.

Kız çeyizi, yağlık, kuşak, peşkir gibi dokumalarda görülen Zonguldak yöresi nakışların (18. ve 19. yüzyıl), nakış bezi (ham ipek, keten), nakış türü (tür işi, hesap işi), nakış tekniği (Muşûbak, düz ve verev iğne, pesent, sırtı verev) kullanılan renk, boya (kök boya, kadın saçı) ve motif yönünden üstün özellikler taşır.

Zonguldak, Bartın, Karabük (Safranbolu, Eflani, Ulus) illeri yöresinin karakteristik bir nakış tekniği olan “tel kırma” işi günümüzde de sürdürülmektedir. Herhangi bir bez üzerine “kırma teli” adı verilen malzeme ve özel aletle işlenir. Başörtüsü ve kadın üst dış giyiminde süsleme olarak kullanılır. Alaplı Gümeli yöresinde yaşamakta olan yayla geleneği nedeniyle el tezgahlarında kolon ve benzeri ürünler dokunmaktadır.

Ayrıca ceviz ağacından çeyiz sandığı, evlerde ocakların üstü ve iki yanında yer alan gömme dolap raf (gözgöre), kapı, tavanlardaki ağaç işçiliği, kaşık, hamur teknesi, takunya (nalın), üretimde kullanıldığı araçlar ve Kdz. Ereğili, Alaplı'da tekne (sandal) yapımı yöredeki ağaç işçiliği örnekleridir. Türkiye Taşkömürü Kurumu Genel Müdürlüğü (TTK) atölyelerinde başlayan ve günümüzde çok sayıda özel atölyede üretilen madenci heykeli ve rölyefi, madenci feneri, masa üstü isimlik, maket kömür vagonu gibi üretim kültürünü yansıtan hediyelik eşyalar, gemi modelistlerinin maket gemileri yörenin el sanatları ürünlerindendir.


 -       Devrek Bastonu

İlimizin en önemli el sanatı durumunda olan bastonculuk neredeyse Devrek ile özdeştir. 1892 tarihli Kastamonu Salnamesi, Devrek’te bastonculuğun bir zenaat dalı olarak yaşadığını göstermektedir. Bilinen ilk baston ustası Ali Ziya Efendi’dir. Mısır’da askerliğini yaptığı sırada Ingilizlere esir düşen Devrekli marangoz ustası Ali Ziya Efendi, Ingilizlerden öğrendiği bastonu Devrek’te yapmaya başlar ve Devrek Bastonu adıyla bilinen baston yapımcılığı oluşmaya başlar. Aziz Salman Usta, 1933 yılında İzmir Enternasyonal Fuarı’na yaptığı bastonlarla katılır ve Devrek bastonunun ünü il dışına da yayılmaya başlar. Münteka Çelebi Usta, Fehmi Işık Usta ve diğer ustaların gayretleriyle gelişen bastonculuk zaman içinde Devrek’le birlikte anılmaya başlamıştır.

Klasik Devrek Bastonu, tamamen el sanatı ürünüdür. Gövdesi kızılcık, sapı ceviz ağacı olup, genellikle gövdesinde başları sap kısmına doğru dolanmış iki yılan motifi bulunur. Genellikle kalınlığı 20-28 mm ve boyu ise 86-95 cm uzunlukta üretilir. Günümüzde değişik biçim ve malzemeden yapılmış saplar ve gövdesinde boya, gümüş, sedef, bakır işlemeli motifler bulunan bastonlar yapılmaktadır.



Müzeler


-       Zonguldak Karadeniz Ereğli Müzesi
Zonguldak Karadeniz Ereğli ‘de Halil Paşa Konağı olarak bilinen zemin+ 3 katlı orta sofalı plan tipinde kagir yapı müze olarak düzenlenmiş ve Bakanlığımıza tahsis edilen konak 01.08.1998 tarihinde hizmete açılmıştır. Ancak geçen zaman içerisinde teşhirinin yenilenmesi ve daha fonksiyonel hale getirilmesi için yapılan çalışmalarla tekrar düzenlenerek 04 Temmuz 2008 tarihinde ziyarete açılmıştır. Yapılan düzenlemede zemin katında Yassıkaya Mağarası’nda (Eski Tunç Çağı) Prof. Dr. Turan Efe Başkanlığında yapılan müze kurtarma kazısı buluntuları ile Prof.Dr. Sümer Atasoy Başkanlığında yapılan Filyos (Teion) Antik Kenti kazısı buluntularının yanı sıra Ereğli ve çevresinden toplanan Grek, Roma, Bizans Dönemine ait cam kaplar, takılar, çeşitli madeni eserler ve kandillerden oluşan koleksiyon ve figürlerden oluşan eserler teşhir edilmektedir.

Yapının birinci katı Müze İdaresi olarak kullanılmaktadır. Aynı katta hazırlanan platformda gemide anforaların istiflenmesine ait canlandırma yapılmıştır. Yapının ikinci katında Ereğli ve civarından elde edilen yöresel giysiler, elpek bezi, el işlemeleri, takılar, bakır, kap kacak ve silahlar sergilenmiştir. Yapının üçüncü katında ise geleneksel Ereğli evi düzenlemesi yapılmıştır. Müzenin bahçesinde mimari parçalar, lahitler ve pandomim sanatçısı Krispos'a ait anıt mezar sergilenmektedir.

-       Çanakçılar Seramik A.Ş. Arkeoloji ve Etnografya Müzesi
Çanakçılar Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mithat ÇANAKCI'nın yıllar süren yoğun çabaları ile oluşturulan Çanakcılar Arkeoloji ve Etnografya Müzesi, Çanakcılar'ın sosyal sorumluluk projelerine verdiği ve toplumuna kazandırdığı çok önemli argümanlardan.

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Özel Müzeler statüsünde bulunan müze, eklentili fabrika, hayvanat bahçesi ve botanik alanından oluşuyor. Müzeyi ziyaret etmek ve tarihsel bilincini güçlendirmek isteyen herkese kapılarını açıyor. Ücretsiz ve serbestçe dolaşabiliyor insanlar, tarihin kültürel miraslarını...